TURİZMDE GÜNEŞ SİGORTASI ?

Turizmde ilk güneş sigortası 37 yıl önce Marmaris’te yapıldı   Fransa’da "Hava Garantili Tur Satışları"  başlıklı haberi mutlaka okuyanlar olmuştur. Amaç, dünyadaki ekonomik krizin neden olduğu turizm sektöründeki daralmayı, ilginç kılabilecek görüşlerle tanıtım yapmaya çalışmak ve özellikle turizmde yaşanan boşluklar için talep yaratmak. Satış yapabilmek için de mutlaka önce tanıtım kampanyaları düzenlemek bu işin doğal bir gereği. İşte bu haber beni yıllar öncesine götürdü. 37 yıl önce (1972 yılında) biz  bu işi, yani Güneşi sigorta etmeyi, Marmaris’te hayata geçirmiştik.    Turizm Bankası’nın Marmaris Tatil Köyü 1971 yılında hizmete girdiğinde, 300 yataklı ilk Türk Tatil Köyü işletmesi idi. (Bildiğim kadarıyla Türkiye’deki ilk Tatil Köyü Foça Club Med, açılışı 1967 yılıdır). 1972 yılında Marmaris'te Lidya Oteli'nin ikinci binası da hizmete girmişti. Martı (İstanbul'lu sanayicilerin oluşturduğu çok ortaklı, 35 - 40 odalı bir işletmeydi) ise çok küçük bir işletme idi. Bir de onun yanında Altınışık vardı. Saydığım bu işletmelerin hepsi Turizm İşletme Belgeliydi ve dördünün yatak kapasitesi 600 yatağı bile bulmuyordu. Marmaris'te Şantiye Evleri denilen bölgede (Marmaris Depremi sonrası yapılmış iki katlı afet evleri) 1-2 odalı pansiyonlar ile limanın hemen arkasında Kaptan Oteli, Pina Oteli gibi 2-3  yıldızlı birkaç küçük işletme vardı. Marmaris’in en ünlü yerel seyahat acentası ise “Yeşil Marmaris”ti.   Yabancı misafirlerimiz uçakla önce İstanbul'a, sonra THY ile İzmir'e uçuyorlar ve oradan da 6-7 saatte otobüs, minibüs veya yolcu 2-3 kişi ise otomobille (seyahat acentasının görevlisi mutlaka yanlarında oluyordu ) Marmaris'e gelebiliyorlardı. O dönemde İzmir-Aydın - Muğla yolu da turizm standartlarına uygun bir yol değildi. Muğla - Gökova arasındaki ünlü “Sakar Geçidi”, iki aracın zor geçtiği bir yola sahipti. Bu yöreye ilk kez kendi arabaları ile gelenler, Sakardan aşağı inerken, aynı yoldan dönüşte nasıl çıkacaklarını düşünürlerdi.  Sakar Geçidinden yukarı çıkılması bile,  iyi bir araçla yarım saat sürerdi. (Bugün en fazla on dakikada süratle ve sıkılmadan çıkılabiliyor). Marmaris o dönemin en popüler bir tatil yöresi olmaya başlamıştı, gazetelerde Marmaris’in güzelliği, yeşili, havası, denizi, insanları ile ilgili  haberler giderek artmaya başlamıştı. Turizm ve Tanıtma Bakanlığı da bu bölgeye oldukça önem veriyordu. Ama ulaşım olanakları da sözünü ettiğim gibi oldukça zordu. İstanbul ya da Ankara'dan gelen Türk misafirlerimizin ağırlıkta olduğu bir turizm hareketi vardı.   Misafirlerimiz Türk olunca bize geldikleri zaman da çocuklarının okul tatili dönemlerine rastlıyordu, ancak 15 Haziran - 15 Eylül arasındaki 3 aylık sürede bir iç turizm hareketinden söz edilebiliyordu. Yabancı turistler ise sözünü ettiğim yol macerasına katlanıp gelen, madalya almayı hak etmiş kişilerdi. Türkler bile İstanbul'dan otomobilleri ile önce İzmir'e geliyorlar orada bir gece kalıp, ancak ikinci günün akşamı Marmaris'te olabiliyorlardı.     İşte yol ve altyapı koşullarının böyle olduğu bir ortamda, Marmaris’teki diğer otelciler gibi bizler de neler yapıp da, tatil yapılacak süreyi arttırabiliriz diye kafa yoruyorduk. Yapılan turizm yatırımlarının ekonomik açıdan geri dönüşü, ve çalışan yüzlerce insan için üç aylık bir süre çok yetersiz kalıyordu.   Biz de, 1972 yılında Marmaris Tatil Köyü'nde Fransa’nın yaptığına benzer bir tanıtım yaptık. Bildiğim kadarı ile bu düşüncedeki reklamı ilk biz hayata geçirdik. Fransızlar değil ! İstanbul  Gazetelerine reklam verdik ve Ekim ayında "Güneşi Sigortalıyoruz " diye slogan hazırladık. Bu tanıtım ve reklam fikrinin babası ise, Marmaris Tatil Köyü'nün o günkü İşletme Müdürü Sayın Hayret Türel’di . Kendisi Divan Oteli’nde başladığı otelcilik kariyerini, Fransa dahil yabancı ülkelerde devam ettirmiş ve 1971 yılında Marmaris Tatil Köyünün  açılışını yapmış değerli bir otel yöneticisidir.   Fransızların, “Hava Garantili Tur Satışları”nı düşünmeye başlamış olması, 37 yıl önce ilk Türk Tatil Köyü Yöneticisi Hayret Bey’in fikrinin hayata geçmiş ve uygulanmış olmasını bize unutturmamalı. O yıl, yani 1972 yılının Ekim ayında bu reklamdan etkilenen ve Marmaris’e gelen misafirlerimiz oldu. Yağmur yağmadı mı ? Ekim ayı sonuna kadar birkaç gün yağmur yağdı, ama biz bir gün için bir misafirimize sadece o günün konaklama bedelini geri ödedik. Gün içinde çam ağaçlarının içinde yer yer yağan yağmurdan hoşlananlar da oldu. Kendilerini Marmaris’in o günkü ortamı içerisinde İstanbul ya da Ankara’ya göre doğayla bütünleşmiş hissettiler ve bizden ödeme talebinde bulunmadılar. Diğer günlerde ise, Güneş bizimle beraberdi. Her zaman olduğu gibi Güneş yüzümüzü güldürdü. Bizleri mahcup etmedi.   Güneşli günlerinizin ve otelcilerin misafirlerinin bol olması dileğiyle…   Esen kalın…