Sanal Refah

Otelci olan ve turizmden biraz anlayanlar için bir yorum yapmak istiyorum. Düşünün bir otel işletmektesiniz ve oteldeki hizmet kalitesini, sunulan yiyecek ve içecek olanaklarını, sunulan eğlence programlarını daha ileri düzeye çıkarmak ve misafir memnuniyetini ciddi şekilde artırmak için bir finansmana ihtiyacınız var.  Oteli sattığınız fiyat belli maliyetleriniz ortada bunu sağlayabilmeniz için dış kaynaklı bir finansmana ihtiyacınız var. Onun içinde gittiniz odalarınızı tur operatörlerine sattınız ve karşılığında ciddi bir para aldınız ve bu parayı yukarıda yazdığım gibi refah arttırıcı işlemlere harcayayak süper bir otel ürünü orlaya çıkardınız. Personel iyi maaş alıyor, çalışma saatleri düzenli memnun, misafirler yemeklerden, sunulan hizmetlerden çok memnun şu ana kadar herşey yolunda görünüyor. Ürün iyi, fiyat hizmet paritesi, alınan fiyata göre verilen hezmata bakıldığında muhteşem. Ama nereye kadar, borç aldığımız tur operatörleri verdikleri parayı isteyene kadar. Odaları da tur operatörüne sata sata sonunda hiç birşey kalmayacak ve otel batacaktır. Ülkemizdeki durum kanımca böyle işliyor, yabancıların ülkemize finansal yatırım yapması için gerekli zemin hazırlanıyor ve yabancılar ülkemizde ciddi para kazanıyorlar. Bunun yanında özelleştirmeler sayesinde ülkemizin neredeyse satılacak bir şeyi kalmadı. Bundan sonraki adım ciddi gayrimenkul satışı olacaktır. Bankalar satıldı, şans oyunlarımız bile yabancıların eline geçti. Ülkemizin yaşadığı sanal refah ortamı ciddi tehlikelere gebe. Refah ortamı yukarıda açıklamaya çalıştığım şekilde oluşturuldu. Şimdi bunun dışında ve şu ana kadar sessiz kaldıklarını söyledikleri bazı önceden planlanmış ve koşulların oluşmasıyla ortaya çıkarılması düşünülen ve ülkemizi ikileme getirecek konular şu anda ülke gündemini oluşturuyor. Turizmden 20 milyar dolar gelir sağlayan ve bu geliri çok kısa süre içerisinde iki katına çıkarabilme potansiyeli olan güzelim ülkemiz için içerisinde bulunduğumuz durum ne yazık ki çok acıdır. Avrupa Birliği yolunda ilerleme kaydaden ülkemizi bu gibi karışık ortamlar yolundan alıkoyacak ve Avrupa Birliği'ne giriş sürecimizi uzatacaktır. Süreç başlamıştır ve süreci hızlandırmak sadece bizlerin elindedir. Ülkeyi böyle bir ikileme sokarsak içerde olacak karışıklık ülkemizin dışardaki itibarını zedeleyecektir. Bu ülke çok daha iyi yerlere layıktır. Kozmopolitik konumu, sahip olduğu yer altı ve yer üstü zenginlikleri, turizm için en elverişli özellikleri bir arayaya toplamasıyla dünya coğrafyasında çok daha önemli bir yeri olması gerektiği gün gibi açıktır. Modern bir ülke olma yolunda Türkiye rotasından sapmamalı, özgür ve laik bir ülke olarak geleceğe doğru ilerlemelidir. Umarım ülkemiz yine bir krizle karşı karşıya kalmaz ve özellikle turizmde sağlamaya çalıştığımız istikrarlı tablo yine kriz nedeniyle sarsılmaz. Hepimiz geleceğe güvenle bakabilmek için kendimizi zorluyoruz fakat gelişmeler geleceğe umutla bakan gözlerimizdeki ışığı kırıyor ve bizleri zaman zaman karamsarlığa sürüklüyor. Bu güzelim ülke hem daha iyi bugünlere hemde daha iyi bir geleceğe layık. Bunu unutmamalı ve artık sesimizi yükseltmeliyiz. Hepinize iyi haftalar