HAYAT

Yaşam oldukça hassas bir şeydir. Her zaman ister istemez kötü giden bir şeyler vardır. Genelliklen basit küçük konuları sıkıntı meselesi yapar ve günümüzü bazen yok yere zehir ederiz.    Unutmamamız gereken şey bizi sinirlendirecek konu ne olursa olsun o konuya karşı takınacağımız tavrı seçme özgürlüğümüzün olduğudur.   Etki ile tepki arasında bir boşluk vardır. Sadece insanlara mahsus ve sadece insanların tanrı tarafından bahşedilmiş üstünlüğü, düşünebilme yeteneğini kullanarak bu boşlukta ne yapıp yapmayacağımıza karar veririz.   Tepkisel insanlar direk etkiye karşı tepki verirler hiç düşünmeden. Bu boşluğun varlığının bilinmesi ve maruz kaldığımız etkilere karşı tepki vermeden önce olayı etraflıca düşünüp tartmak ve sonra tavrımızı takınmak bizleri üstün kılar.   Hiçbir zaman hiç kimsenin ve hiçbir şeyin hayatınızı alt üst etmesine izin vermeyin. Her zaman sizi, çalışmalarınızı ve sizin yaşam şeklinizi kıskanan, size zorluk çıkarmak için uğraşan kimseler olacaktır. Onları önemsemeyin, siz nereden gelip nereye gittiğinizi biliyorsanız bırakın çatlasınlar. Hiç kimse sizin mutlu olmanızı engelleyemez, siz kimseye izin vermediğiniz sürece. Unutmayın bir anlık öfkenizi bastırmayı başarabilirseniz gününüzü zehir olmaktan kurtarabilirsiniz.   İçinde yaşadığımız toplumdan soyutlanma şansımız olmadığını bilerek her zaman olabilecek haksızlıklara, aksiliklere hazır olmalı ve toplumla bağımızı koparmamalıyız.   Etki ile tepki arasındaki boşluğu asla unutmamalıyız. Sizi sinirlendiren öfkelendiren kişileri cezalandırmanın en güzel yolu onları görmemezlikten gelmektir. Hiçbir tepki vermeden sanki yoklarmış gibi davranın nasıl kudurduklarını izleyeceksiniz. Sizi kızdıramadıklarını görmek kadar onları rahatsız edebilecek hiçbir şey yoktur.   Hayata gülen gözlerle bakmanızı engelleyecek hiçbir şey yoktur bunu unutmayın, siz izin vermediğiniz sürece...   Şunu hatırlayın, gerçek mutluluğu bizler içimizde taşırız. Boş yere dışarıda huzur, memnuniyet ve zevk aramakla zaman geçirmeyin. Mutluluk sürekli elde etmekle bir şeyler almakla sağlanmaz, asıl mutluluk kendimizden bir şeyler vermektir. İletişim kurmaktır, paylaşmaktır, gülümsemektir, kucaklamaktır, kendinle dalga geçmektir. Mutluluk bir hastalık gibi bulaşıcıdır. Önce siz hasta olursunuz sonra başkalarına bulaştırırsınız.   Şimdi bırakın bütün dertleriniz bir köşeye bu güzel Pazar gününü sanki hayatınızın son günüymüş ve sanki karşılaştığınız insanlarında son günleriymiş gibi yaşayın. Her şey ne kadar farklı göründü birden değil mi?   Bugün sizin gününüz. İyi pazarlar