Antalya 2015

Ne iyi yaptım da bu sene tatilimi Antalya'da geçirdim. Deniz güneş kumun yanında güzelim Türk riviyerası insanın canının sıkılmasına bir dakika bile izin vermiyor.  Dünyanın sayılı müzelerinden olan Antalya Arkeoloji Müzesi, Deniz altı müzesi, Akvaryum ve halen yaşamakta olan tarih, bunun yanında sürekli sunulan kültürel faaliyetler, konserler, sergiler ile kültürel anlamda dolu dolu bir tatil geçirdim. Bu Türkler ne güzel organize olmuşlar şaşırdım kaldım. Herşey bütün detayına kadar düşünülmüş, güneşin keyfini çıkartmaya gelenlerin aynı zamanda ülkeyi tanımaları, kültürel faaliyetlerde bulunmaları içi geliştirdikleri bilgilendirme sistemiyle bütün bölgede yapılan faaliyetler hakkında bilgilendiriliyorsunuz. Size kendinizi önemli hissettiriyorlar. Bölgeler arası ulaşım problemini temelden çözmüşler, ister raylı sistemle ister deniz otobüsleriyle turistik beldeler arasında sorunsuz günlük gezintilere çıkabiliyor ve günlerinizi ülkeni insanlarına daha yakın geçirebiliyorsunuz. Hangi beldede Pazar var hangi beldede konser var otel odanızdaki ekranınız sayesinde günlük olarak sizlere ulaştırılıyor ve gününüzü programlamanıza yardımcı olunuyor. Her bölgedeki konusunda uzman turizm danışmanları sayesinde her köşede kendinizi güvende hissetmeniz sağlanıyor. Ülke insanının doğal misafirperverliği zaten dillere destan olmuş onun için sizlere Türk insanını anlatıp kafanızı şişirmek istemiyorum. Kültürel ve sosyal bu faaliyetlerden sonra kişisek olarak biraz kendime bakayım dediğimde sunulan sağlık klübü hizmetleri karşısında şaşmamak mümkün değil, geleneksel Türk Hamamı müziğinden, karşılamasından, soğukuğundan, sonra dan içilen çay ve sodasıyla neredeyse bütün tesislerde yaşanıyor ve yaşatılıyor. Ülke ciddi gelir elde etmekte olduğu turizmi devlet politikası haline getirmiş, bunu her köşede turiste verilen önemle görebiliyorsunuz. Bilgilendirme panoları, turist ofisleri hava alanından başlayan ve sürekliliği her noktada hissedilen misafire gösterilen özen beni çok etkiledi. Bunun yanında kaldığım otelde kalan diğer konuklarla otel ve kalitesi hakkında konuşurken Avusturyalı Michael, bu kalitenin şans eseri olmadığını otellerin sürekli olarak Turizm bakanlığı denetmenleri ve bölgelerdeki sivil turizm polisleri tarafından denetlendiğini ve kalitenin asla şansa bırakılmadığını anlattığında hepimiz şaşırdık.  Bravo ne güzel sistem kurmuşlar. Biz Almanların dediği gibi ' Güven güzeldir ama kontrol daha güzeldir.' Şimdi anlıyorum neden insanlar türkiye diyorlar, başka birşey demiyorlar. Bir de bütün otellerin konusunda uzma otel yöneticileri tarafından yönetildiğini ve türkiyede otel açıp işletebilmek için ıteli yönetecek yöneticinin eğitimli olması gerektiğini eğer otelin başında ehliyetli bir ymnetici yoksa otele iş yeri açma ruhsatı verilmesiğini öğrendik şaşkınlığımız daha da arttı. Türkler kaliteyi şansa bırakmıyorlar. Saygı duydum ve ülke için sevindim. Size birazda Antalya şehrini anlatayım. Parklarıyla, mutlaka görülmesi gereken Kale içi denilen bölgesi ve Portofinoyu aratmayan antik limanıyla mutlaka görülmesi gereken ve yaşanması gereken bir şehir durumunda, şehirdeki hayat tarzını yakalamak, şehrin uyanışını Limana bakan küçük kafelerde izlemek daha sonra kale içinde ki muhteşem mağazalardan alış veriş yapmak, Akşam üstü Toros dağlarının üzerinden güneşin batışının keyfini yudumlanan bir bardak Rakı ve Türk müziği eşliğinde çıkarmak işte keyif işte tatil işte bulunmaz mekan. Yine tekrar etmek istiyorum. Ne iyi yaptım da geldim Antalyaya Helmut Meier 18.Ağustos 2015